Kibirli, kendini beğenmiş bir adamdı.
Kalpleri kırarak yürüdü, kimseyi gerçekten sevmedi.
Herkesi küçümsedi, herkesi kolayca harcadı.
Zaman geçti.
Birer birer herkes gitti.
Ne arayan oldu, ne soran.
Bir akşam sessizliğin ortasında kaldı.
Ne bir ses, ne bir nefes.
Sadece pişmanlık yankılandı içindeki boşlukta.
Ve o an anladı.
En hazin son, yalnız kalmak değilmiş,
sevilmeye değer birini hiç olamamış olmakmış.